24 Şubat 2013 Pazar

    


      “Başkalarının ıstırabı karşısında insan yüreği bu kadar duygusuz kalırsa her şey boşunadır. Varsayımlar hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Bunlar dünyaya yalnızca bir sözde adalet getirecek, yoksa adaletin kendisini değil. Merhametle birlikte, adaleti insanlar arasında egemen kılacak yalnız dinler vardı. Oysa dinler iflas etmiştir. Ve ölüler bir daha dirilmez.” Panait Istrati

18 Şubat 2013 Pazartesi

En güzel taraftar Tunahan!



        
Tunahan'ı, kemik kanserine yakalanmış 12 yaşında bir çocuk olarak tanıdık.Şu hayatta tekistediği vardı; Galatasaray'da oynayan abilerini görmekti. Allah'a çok şükürler olsun gördü.Tek isteğini yerine geldikten sonra da buralarda çok durmadı küçük kardeşim.
         

        Tunahan, 12 yaşında kemik kanserine yakalanmış bir Galatasaraylıydı. Galatasaraylı futbolcularla tanışmak istiyordu.Sosyal medya sayesinde hepimizin haberi oldu. Hepimizin yüreği bir olduk Tunahan'ın sesini yükseltik. Sağ olsunlar sesimizi işittiler ve küçük kardeşimiz Tunahan'ın hayali gerçekleşti.

           Tunahan, güzel gülüşüyle yüreğimize işlemişti.Dualar ettik, seninle beraber daha çok kazanacağımız kupa var iyileş Tunahan dedik.İyileşmesini çok istiyordum.Gülsün istiyordum.Onu TT Arena'da göreyim istiyordum ama olmadı.Tunahan, buralarda daha fazla durmadı.

         Küçük kardeşim Tunahan, seninle aynı takıma gönül vermişiz. Galatasaray'ı çok sevdiğimi sanırdım, ta ki seni görene kadar. Sen benden daha büyüksün. Senin yüreğin kocaman. O yüreği Galatasray aşkıyla doldurduğun için sana çok teşekkür ederim. Bana takım nasıl sevilir gösterdin. Nasıl bu kadar temiz sevilir gösterdin. Bunları bana öğrettiğin için çok teşekkür ederim.Seninle aynı takımı tutmaktan gurur duyuyorum.
      
         Kardeşim, cennetten desteklemeye devam edeceğini biliyorum. Alacağımız her galibiyetin senin için olduğunu unutma. Gülümsemeye devam et. Emanetin bizde, söz sana yakışır şekilde seveceğim Galatasarayımızı...


  

          

8 Şubat 2013 Cuma






Gülmek; "Saf" denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; "Duygusal" görünme riskini.
Birine yakınlaşmak; "Kendini kaptırma" riskini,
Duygularını açmak; "Kendini ortaya koyma" riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
"Onları başkalarına kaptırma" riskini göze almaktır.
Sevmek; "Karşılık görememe" riskini...
Yaşamak ise; "Ölme" riskini göze almaktır.
Umutlanmak; "Hayal kırıklığına uğrama" riskini
Çabalamak ise; "Başarısız olma" riskini göze almaktır...
Ama riskler yaşanmalıdır.
Çünkü hayatımızın en büyük riski, hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir;
Ama Büyüyemez, Sevemez, Değişemez, Hissedemez, Öğrenemez.
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
Bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür...

" Leo Buscaglia"










4 Şubat 2013 Pazartesi

Adını Sınav Koydum - Emre'nin Yolu

        
                      
            Sınav maratoncularından biriyim işite. Uyanık kalmak için içtiğim nescafelerin haddi hesabı yok. Hayatım da olmayan tek şey düzen. Sınava hazırlanmak için ders çalışmam gerekiyor.Çalışıyorum da pek fazla değil.Bir de 'bugün çalışmadım diyorum' gece o günü telafi etmeye çalışıyorum, tabi bünye ne kadar dayanırsa.Ertesi gün kaçta uyanabilirsem artık.Böyle geçiyor işte hayat.Sonumuz hayırlı olsun.Amin.