31 Temmuz 2013 Çarşamba

Seni Nasıl mı Seviyorum?






       Kobe'nin üçlüklerindeki, Usain Bolt'un son 20 metre rahatlığındaki, Tsonga'nın fileye gelişlerindeki, Tyson'un nakavtlarındaki, Bob Ross amcanın tuvale yaptığı ince dokunuşlardaki, J.C Grange'nin romanlarının sonunu bağlayışındaki, öğrencilerin cevabını çok iyi bildikleri bir soruyu sınav kağıdında gördüklerindeki, uzaktan uzağa sevilen kız tarafından kesildiğindeki, deplasmanda ev sahibi tribünlerinin susturulduğu andaki, metrobüste boş koltuğa yerleştiğindeki haz gibi seviyorum.

19 Temmuz 2013 Cuma

Gezinin Güzelikleri



 Gezide tanışmışlar ve evleniyorlarmış. Hayat boyu mutluluklar dilerim.



18 Temmuz 2013 Perşembe

Papiss Cisse'nin Öğrettikleri




      Papiss Cisse, Newcastle'dan ayrılmak istiyor. Forma giydiği takımına bir banka şirketinin sponsor olmasından sonra böyle bir karar aldı. Cisse, bankaların fazi aldığını ve faizin İslama uymadığı için sponsorun reklamını yapmamak için ayrılma kararı aldı.
 
   

      Haberi ilk okuduğumda çok şaşırdım. İlk önce anlayamadım, saçma geldi bile diyebilirim. Sonra kavrayabildim alışık değiliz böyle şeylere zorlanıyoruz haliyle. Papiss'in insanlığını takdir ettim. Çünkü çevremdeki çoğu müslümanda gördüğüm tutarsızlık yok. Söze gelince imanda bir numara gibi konuşan adamlar, çıkara gelince şeytanlıkta bir numara oluyor. Hep bunu yanlış buldum. Bence ibadet kadar insanlıkta önemli. Hatta insanlık daha önemli. Beş vakit namaz kılan teyzeler dedikodu yapınca gözümden düşerler. Ama herhangi bir yardımla gözüme giren insan namaz kılmayınca gözümden düşmüyor. Kendi bileceği iş diyorum geçiyorum. Böyle bir tutumun neden benimsediğimi soracak olursanız samimiyet derim. Çünkü ülkemizin toplumsal yapısı ile İslamı benimseye yatkınız. Öyle yetiştiriliyoruz. Çocukluktan kazandırılan şeyleri alışkanlık için mi yapıyoruz yoksa gerçekten iman ettiğimiz için mi yapıyoruz karar veremiyorum. Haliyle beş vakit namaz kılıp kötü niyette bir numara olanları hemen gözümden düşürüyorum. Yaptıkları ibadetin samimiliğine veya doğruluğuna ben karar verecek değilim. Sadece onlar bana samimi gelmiyor diyorum. Yanlış anlaşılmasın Allah'a şirk koşmuyorum.


 
   Bu haberi okuduktan sonra  işin futbolcular tarafını da düşündüm. Başkanlarının karşısında ses çıkaramayan futbolcuları, elinde olan haklarını alınmamasına ses çıkarmayan futbolcuları, Gezi eylemine destek veremeyen futbolcuları düşündüm. Hepsi korkaktı işte. Gezi eylemlerine kadar futbolun cesurların oynayacağı bir oyun olduğunu düşünürdüm. Ama hiçbir futbolcu Gezi'ye destek veremediğini görünce korkak olduklarını anladım. Yabancı futbolcular veriyordu. Bunlar Türk olduklarına göre olan biteni daha iyi biliyorlar onlardan. Ama yine de destek veren yok. Tamam bazıları karşıdır ama hepsinin de karşı olduğunu sanmak kerizlik olur. Yıllardır bizim haklarımızı koruyan yok, paramızı alamıyoruz filan diyorlardı. Bu korkaklık ile bu örgütsüzlük ile daha çok hakları yenir. Türk futbolcularının hiçbiri Papiss kadar yürekli değil. Eğer Papiss'in yerinde siz olsaydınız başka yerde ben bu kadar parayı nasıl kazanacağım derdiniz ve sesinizi çıkaramazdınız.


  Davranışlarımda tutarlı olmaya çalışıyorum. Karakterimi sürekli iyileştirmeye çalışıyorum. Hatalarımdan ders çıkarmaya çalışıyorum. insanları gözlemlemeyi severim. Gözlemlerimden çıkardığım dersleri hayatımda uygulamaya çalışırım. Papiss, hayatımda örnek alacağım bir tutum sergiledi.

 

17 Temmuz 2013 Çarşamba



Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin... hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan, bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. 

"Küçük İskender" 

 

16 Temmuz 2013 Salı

Güzellik









Siz gerçek misiniz bayan?
   


                                             
                                                        İstediğince yalın görünsün göze
Kuşkuyla bakın en küçük olaya bile!
Sınayın gerekli olup olmadığını,
Hele “alışılagelmiş” türden ise!
Açıkça istiyoruz şunu sizden:
Sakın doğal bulmayın hep alışılageleni!
Çünkü artık hiçbir şeye doğal denmemeli;
Şu kanlı kargaşanın, şu düzenli geçinen düzensizliğin,
serserice başına buyrukluğun ve insanla ilintisini yitirmiş
insanlığın egemen olduğu dönemlerde kimse demesin:
Doğaldır bu olup bitenler; böyle denmesin ki.
Her şeyin değişebileceğine inanılsın.
Bertolt Brecht